Şimdi yükleniyor

MISIR’A TARİHİ DOSTLUĞU HATIRLATMA

Mısır bizim için sıradan bir ülke değildir. Mısır halkı, Türk milleti için tarihin, medeniyetin, ortak inancın ve kardeşliğin en güçlü bağlarla birbirine bağladığı kadim bir dosttur. Türk–Mısır ilişkilerinin kökleri Osmanlı döneminden çok daha öncesine uzanan derin bir tarihî geçmişe sahiptir. Bu nedenle Türkiye ile Mısır arasındaki ilişkiyi yalnızca bugünün siyasi hesaplarıyla değerlendirmek, iki halk arasındaki asırlık gönül bağını görmezden gelmek olacaktır.

Bugün Doğu Akdeniz’de keşfedilen ve gelecekte keşfedilecek enerji kaynaklarının, Türkiye ile Mısır arasında gerçek bir işbirliği ve karşılıklı anlayış temelinde değerlendirilmesi hâlinde her iki ülkeye de çok daha büyük ekonomik ve stratejik kazanımlar sağlayacağına inanıyoruz. Türkiye ve Mısır el ele verdiğinde Doğu Akdeniz’in bir rekabet ve ayrışma alanı değil, bölge halklarının refahına hizmet eden bir işbirliği havzasına dönüşmesi mümkündür. Aynı şekilde Mısır’ın Nil Havzası’ndaki su güvenliği meselesinde de Türkiye’nin önemli bir katkı sağlayabileceğine inanıyoruz. Bölge ülkeleriyle tarihî, siyasi ve ekonomik ilişkileri bulunan Türkiye, Mısır’ın Nil sularının adil ve sürdürülebilir şekilde paylaşılması konusunda en yapıcı katkıyı sunabilecek ülkelerden biridir. Mısır’ın güvenliği ve refahı, Türkiye’nin güvenliği ve refahından ayrı düşünülemez. Bütün bu gerçekler ortadayken, Mısır’ın Türkiye’yi dışlayan ve Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin aleyhine sonuçlar doğurabilecek Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi merkezli işbirliklerine yönelmesini büyük bir üzüntüyle karşılıyoruz.

Biz Türkiye olarak Mısır’ı hiçbir zaman düşman olarak görmedik. Mısır’da yaşanan siyasi ve toplumsal çalkantılar sırasında Türkiye’nin temel hassasiyeti, Mısır halkının zarar görmemesi, kardeş Mısırlıların birbirine düşmemesi ve ülkede daha büyük bir kardeş kavgasının yaşanmaması olmuştur. Türkiye’nin bu yaklaşımının bugün hâlâ bir husumet veya adeta bir “kan davası” anlayışıyla değerlendirilmesi, iki ülke arasındaki tarihî dostluğa yakışmamaktadır.

Mısır’ın değerli yöneticilerine çağrımızdır: Geçmişin siyasi anlaşmazlıklarını geleceğin ilişkilerine taşımayınız. Türkiye ve Mısır’ın birbirine ihtiyacı vardır. Doğu Akdeniz’de, Afrika’da, Ortadoğu’da, İslam dünyasında ve uluslararası platformlarda iki ülkenin işbirliği yapması yalnızca Türkiye ve Mısır’ın değil, bütün bölgenin yararına olacaktır. Öte yandan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ve Kıbrıs Türk halkının yok sayıldığı bir anlayışın Türkiye ve Türk kamuoyunda derin bir incinmeye yol açtığını da açıkça ifade etmek isteriz. Kıbrıs Türklerinin varlığının ve haklarının görmezden gelindiği bir bölgesel işbirliğinin kalıcı barış ve istikrara hizmet etmesi mümkün değildir. Biz, Mısır halkıyla Yunan halkı veya başka bir halk arasında tercih yapılmasını istemiyoruz. Biz yalnızca Mısır’ın Türkiye’ye karşı değil, Türkiye ile birlikte hareket etmesini istiyoruz. Çünkü biz inanıyoruz ki: Türk ve Mısır halkları geçici siyasi anlaşmazlıklardan çok daha büyük, çok daha güçlü ve çok daha kadim bir bağa sahiptir.

Siyasi yönetimler değişir, ittifaklar değişir, konjonktür değişir; fakat milletler arasındaki tarihî ve gönül bağları kalır. Dış Politika Derneği olarak Mısır yönetimini; Türkiye karşıtı bölgesel denklem ve politikalardan uzaklaşmaya, tarihî dostluğumuzu yeniden hatırlamaya ve iki ülkeyi karşı karşıya değil, yan yana getirecek yeni bir dönem başlatmaya davet ediyoruz. Bizim Mısır halkına gönlümüz açıktır. Türk ve Mısır halkları dün olduğu gibi bugün de kardeştir; yarın da ilelebet kardeşçe yaşamaya devam edecektir. Dost Mısır’ın, Türkiye’nin uzattığı kardeşlik elini yeniden tutacağına inanıyoruz.