ANKARA’DAKİ NATO ZİRVESİ VE BEKLENTİLER
NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi’nin 36’ncısı, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilmiştir. Zirve, çok sayıda devlet ve hükûmet başkanının ülkemizi ziyaret etmesi ve bu kapsamda ikili ile çok taraflı görüşmelerin yapılması bakımından önemli sonuçlar doğurmuştur. Zirveyi Türkiye’nin dış politikası, komşularıyla ilişkileri ve NATO’nun misyonu açısından değerlendirdiğimizde aşağıdaki sonuçlara ulaşmak mümkündür.
1. Türkiye-Yunanistan İlişkileri
Bildirgede Yunanistan veya Doğu Akdeniz’e ilişkin herhangi bir ifadeye yer verilmemiştir. Bu durum, NATO’nun mevcut Türk-Yunan diyalog sürecini olumsuz etkileyecek veya taraflardan birini destekleyen bir tutum benimsemediğini göstermektedir.
2. İsrail’in Gazze, Lübnan, Suriye ve İran’a Yönelik Saldırıları Bakımından
Bildirgede İsrail’in Gazze, Filistin, Lübnan ve Suriye’ye yönelik saldırılarına ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu durum, Türkiye’nin İsrail’e yönelik diplomatik eleştirilerinin NATO’nun ortak politikası hâline gelmediğini ve İttifak’ın İsrail’in bölgedeki operasyonlarına karşı ortak bir tutum geliştirmediğini ortaya koymaktadır.
3. ABD-İran Çatışması İhtimali
Bildirgede, “İran’ın hiçbir zaman nükleer silaha sahip olmaması gerektiği” belirtilmiş, ayrıca İran’ın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisine saygı göstermesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu ifadeler, İran’ın nükleer silah edinmesine izin verilmeyeceğine ilişkin kararlı yaklaşımı ortaya koymakta; enerji arz güvenliği, petrol sevkiyatı ve uluslararası deniz ticaret yollarının korunması bakımından NATO’nun İran’a açık bir mesaj verdiğini göstermektedir.
4. Ukrayna-Rusya Savaşı
Bildirgede en güçlü vurgu Ukrayna-Rusya savaşına yapılmış; Rusya, Avrupa-Atlantik güvenliği açısından uzun vadeli bir tehdit olarak tanımlanmıştır. Ayrıca Ukrayna’ya 2026 ve 2027 yıllarında yüksek miktarda askerî yardım sağlanacağı ve uzun vadeli güvenlik desteği verileceği taahhüt edilmiştir.
Türkiye Açısından Etkileri
Bildirgede Türkiye’nin izlediği denge politikasını değiştirmeye zorlayacak herhangi bir hükme yer verilmemiştir. Bununla birlikte, NATO’nun Rusya’yı uzun vadeli bir tehdit olarak tanımlaması, Türkiye’nin gelecekte Rusya ile ilişkilerinde daha dikkatli ve hassas bir diplomasi yürütmesini gerektirebilir.
5. Savunma Sanayii Açısından Türkiye
Bildirgede ortak üretim, savunma sanayii iş birliği, ortak tedarik, yapay zekâ, insansız sistemler, füze savunması ve savunma ticaretindeki engellerin kaldırılması konuları özellikle vurgulanmaktadır. Bu hususlar, Türk savunma sanayiinin NATO tedarik zincirine daha fazla entegre olması, ortak üretim projelerinin artması ve savunma sanayii ihracat imkânlarının genişlemesi bakımından önemli fırsatlar sunabilir.
Genel Değerlendirme
Görüldüğü üzere ortak bildiri, klasik NATO zirvelerinin sonuç bildirgelerine kıyasla dikkat çekici özellikler taşımaktadır. Bildirge, çok sayıda bölgesel siyasi değerlendirme yapmak yerine ağırlıklı olarak askerî kapasitenin güçlendirilmesi, savunma sanayii iş birliği ve Rusya kaynaklı güvenlik tehdidi üzerinde yoğunlaşmıştır. Buna karşılık Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’e ilişkin değerlendirmeler oldukça sınırlı tutulmuştur. Sonuç olarak bu zirve bildirgesi, Türkiye’nin bölgesel güvenlik önceliklerinden ziyade NATO’nun Rusya odaklı savunma stratejisini güçlendiren bir metin niteliği taşımaktadır. Bununla birlikte, Türkiye’nin komşularıyla ilişkileri bakımından yeni bir yükümlülük öngörmemesi, İsrail konusunda ortak bir NATO politikası oluşturmaması ve Türkiye- Yunanistan uyuşmazlıklarında tarafsız bir yaklaşımı sürdürmesi, Ankara’nın mevcut denge politikasını devam ettirebilmesine elverişli bir diplomatik çerçeve sunmaktadır.


